Dile Gelmek

Anladı. Kendi kendine günler, geceler boyunca içinden söylediklerini. Bir dosta söylediğinde. Duydu kendi sesini. Anladı.

Seçenekler

"Ya sevdiğini olduğu gibi kabul edeceksin ya da olmayacağını" dedi. Hiçbirini kabul edememiş birisiydi.

Lanet

Laneti, karşısındakinin kalbinden ne geçerse anlamasıydı. Ve mucizesi, karşısındakinin kalbinden ne geçerse anlaması...

Ayna

Kendisini sevmiyordu aslında adam. Kadındaki yansımasını seviyordu. Kadındaki yansıması değişince vazgeçti. Kadından.

-mış gibi

Hayat devam ediyormuş gibi yaptı. Günler geçiyormuş gibi. Dün geçmiş gibi. Yarın varmış gibi. Durmamış, düşmüyormuş gibi.

Yaşamak

"Neden yaşıyorum, biliyor musun?" diye sordu. "Yaşamak için bir nedenim olduğundan değil, ölemediğimden"

Anı

"Dur" dedi. "Şehrin bu eski yokuşunun üstündeki dolunaya bak şimdi. Anımız olsun bu an" O yokuşun üstüne ne zaman dolunay doğsa durur şimdi kadın. Hayat durmaz.

Örtü

Kar yağınca nasıl örtüyorsa şehrin üstünü. Kardan başka hiçbir renk nasıl olmuyorsa... Öyle örttü adamın anıları o gelmeden önce olan biten ne varsa hepsini.

Anı

Tüm fotoğrafları sakladı. Hiçbir ânı saklayamadı. Fotoğrafları yeniden yaşamayı bekleyerek. Kaçırdı hayatı.

Özlemek

Uzun gecelerde, yorgun akşamlarda, yağmurlu sokaklarda değil yokluğun. Aydınlık sabahlarda, güzel müziklerde, ağaçların arasından denize vuran güneşte...

Sarkaç

Kalbi şimdi bir sarkaçtır kadının. "İyi ki" ile "keşke" arasında, "dün" ile "bugün" arasında. Sallanıp duran bir sarkaç. Hareket eden ve hiçbir yere varamayan. Kalbi. Kadının.

Ateş ve Kül

"Atma kendini bu ateşe. Yanacaksın, ama kül olamayacaksın. Sadece pişman olacaksın" demek istedi. Kadın, diğer kadına. Diyemedi.

Ölmek mi

Ölüm gibi ayrılık. Bir sevdiğinin ölmesi ve ölmediğini bilmek aslında. Bu kadar da değil. Kendi ölümünü izlemek, bir başka hayatta. Silindiğini. Her gün biraz daha.

Karşılık

Ne tarifi var aşkın, ne de ölçüsü. Herkesin adı gibi sevmesi de farklı. Sevdiği gibi sevilemedi o yüzden işte. Kimse.

Çıplak

Tenini çıplak gördüğü için değil, ruhunu çıplak gördüğü için... Hiç kimsenin bilmediği gibi bilir onu.

Bilseydi

Yarasını gördü adamın, şifa olmak istedi. Adamın, yarasını sevdiğini bilemedi.

Boşuna

İstedi ki kimse nedeni gözyaşının, o gelip silsin gözlerini. Gözyaşları kurudu. Kimse silmedi.

Hak

Ne öfkelenmeye hakkı olduğu için öfkelendi, ne üzülmeye hakkı olduğu için üzüldü. Ne de sevmeye hakkı olduğu için sevdi. Duyguların haketmekle değil hissetmekle ilgili olduğunu öğrenecek kadar atmıştı kalbi.

Yatak

Ortasına yatınca tek başına, tek kişilik bir yatağa dönüşür mü çift kişilik yatak?

Suyun Dışı

Çırpındı. Çırpındı. Çırpındı balık. Sudan çıkınca. Öldü. Sonra.

Hiç

"Mutlu etmeyi isteyecek kadar sevemedin beni. Mutsuz etmeyi istemeyecek kadar sevseydin bari." dedi kadın. Adam duymadı. Hiç. Duymadı.

Zırh

İçini görünce canını acıtıyorsa insanlar. Mutluymuş gibi yaparak görünmez olabilirsin. Kalbini kapatarak görünmez olabilirsin. Güzel görünerek görünmez olabilirsin. Görünerek görünmez olabilirsin. En kolayı bu.

Özet

Bitmiş bir ömrün hikayesi: Sevdiği gibi sevilemedi.

Kaybetmek

"Sevip de kaybetmek hiç sevmemekten iyidir" yazıyordu kitapta. Sevdiğini ne zaman kaybeder insan?

Yüzük

Parmağında değil, uzun bir zincirin ucunda kalbinin yanında yüzüğü. Kimse görmez, ama yüzük tenine her değdiğinde yeniden şükreder aşka. Ve umut eder.

Bir

İkişer tane, evde ne varsa: Fincanlar ikişer, havlular da, yastıklar da. Kitaplıklar ve dolaplar da. Bense, birim. İkiden geriye kalan.

Uyku

Ağlayınca geçmedi hayat. Uyuyunca geçer belki.

Seni...

Ben seni bitmemiş bir aşktan tanıyorum. Dinmemiş bir özlemden. Ölmemiş bir umuttan. İnandığım bir masaldan. Ben seni...

Dalga

Denizde üstünden geçip giden dalga gibi zaman da geçip gidecek üstünden. Derin bir nefes al. Dalga geçene kadar.

Neydi?

Ne bir savaş, ne bir yarış, ne de bir oyundu ayrılık. Kabul edişti. Kazananı yoktu o yüzden.

Kitabın Sonu

Kitabı okuduktan yıllar sonra bir sabah anladı: Küçük Prens gezegenine aslında tekrar ayak basmadı. Kim bilir bunu anlamak için neler yaşadı?

Bana Dair

Sevgilim olmayabilirsin, ama sevdiğimsin.

Servet

Dünyayı ayaklarının altına serdiği için değil, kalbini ellerine bıraktığı için sevmişti.

Bakış

Sonra bir gün kendini göremedi adamın gözlerinde. Ama yine de sevdi gözlerini.

Fotoğraf

Fotoğraflarda kaldı. Her ne varsa. Sonrası, yenisi, tekrarı olmayacak.

İlaç

"Can çekişen bir umut sizin başağrınız" dedi doktor. "İlacı yok"

Soru

"Peki bir sır gibi açıp ellerine bıraktığım kalbimi ne yapacağım ben şimdi?" yazdı kitabın içine. Belki bir gün görüp okur diye.

Cümle

Dünyanın en güzel cümlesi "seni seviyorum" değil, "korkma, ben varım" dedi adam.

Yorgun

Düşünemeyecek kadar yorgun olmak için yaşadı günü. Gün akşama vardığında düşünemeyecek kadar yorgundu. Ama özleyemeyecek kadar yorgun olmak diye birşey yoktu...

Bir Konuşma

Sesine sarıldı adamın. Durup derin bir nefes almak gibi, yağmurun ardından birden içini ısıtan güneş gibi. Bir ân. Sesine sarıldı adamın. Mümkün olsa o ânın içinde kaybolsaydı.

İhtimal

Bir mucize olduysa bir kez... O zaman bir başka mucize de mümkün. İnanabilirsin. Dileyebilirsin. Bekleyebilirsin.

Dost

En iyi kadınlar bilir bir başka kadının kalbinin dağılmış parçalarını toplayıp saklamayı. Avuç içlerinde korumayı. Eksilmesin diye.

Dilek

Sadece masallarda veriliyor dilek tutma hakkı...

Kuyu

Dibi olmayan bir kuyuymuş meğer kalbi. Ayrılık, duvarlarına çarparak düşüyor. Düşüyor. Düşüyor. Ne suya ne de toprağa varıyor.

Korku

Dündür yarından korkusunun nedeni. O yüzden bugünden de vazgeçişi.

Gün

Kimileri bir günü daha öldürmüş olarak koyar her gece yastığa başını. Kimileri bir günü daha yaşamış olarak.

Umut

Yeniden yaşamaya başlamak için umudunu öldürmesi gerek önce.

Uyandım

Uyursam yeniden aynı rüyayı görebilir miyim? Hiç uyanmasam, bir ömrü rüya sanarak bitirebilir miyim?

Bekleme

Yeterince beklersen aşk da geçer mi?

Göçebe

Kalpten kalbe göçerek geçti ömrü. Ardında bırakıp göçtüğü kalp gecenin karanlığında yalnız kalmış bir erik ağacı şimdi. Yok ona sırtını yaslayıp gökyüzüne bakan.

Anlatmak

Adam yanıt vermeyi bırakınca kadın da konuşmayı bıraktı. İçinden anlattı, yanıtlara gerek kalmadı.

İyi ki - II

Ben daha önce hiç...

İyi ki

"Ama seni tanıdım" dedi filmde kadın adama. Ama seni tanıdım. Ama seni tanıdım. Tanımasam...Ben ben olmazdım.

Yanıt

"Çözdüm tüm bağlarımı. Kurtuldun artık kalbimin yükünden" dedi. "Çözme" diye bir ses gelmedi.

Mektup

Her mektup birisi okusun diye yazılır. Hiç gönderilmeyenler bile.

Yok

Aramakla bulunamayacağını öğrendi. "Nasıl bulunur?" onu öğrenemedi işte.

Karada

Denizini kaybetmiş bir gemidir o şimdi. Suya, dalgaya ve derine hasret.

Eksik

Bu zeytin ağacının altını severdin mesela. Denizin sesini. Sahilin sessizliğini. Burda olsan. Anıya dönüşmeyecek olmadığın hiçbir an.

Çünkü

Bir hayatı değil, bir hayali paylaşamadıkları için. Bitti.

Unutma

Uçak biletlerini masada. Şemsiyeyi arabada. Bilgisayarını havaalanında unuttu kadın. Gideceği yeri unuttu sorduklarında. Adamı unutamadı.

Yeniden

Her günbatımında. Her dolunayda. Kalbine dokunan her şarkıda. Güzel olan ne ile karşılaşsa. Yeniden sevdi kadın adamı. Yeniden. Yeniden.

Ayna

Sevincine ayna olanlar oldu. Üzüntüsüne ayna olanlar da. Şimdi yalnız. Cesareti yok aynaya bakmaya.

Bağ

Senden en çok kaçmak istediğim zaman, sana en çok sığınmak istediğim zaman.

Bahçe

Gerçek olmayacak düşlerin bahçesi benimkisi. Gölgesinde kimsenin oturmayacağı ağaçlarım, kimsenin koklamayacağı hanımellerim, kimsenin uzanıp yıldızlara bakmayacağı çimenlerim.

Yarın

Gece bitsin diye bekledi. Bitti. Gün geçsin diye bekledi. Geçti. Bir ömür. Böyle geçti. Yarın olmadan.

Umutsuz

Kendi ayak izlerini takip ettiği için varamadı hiçbir yere.

Neden

Sevmek en güzel bahanedir. İyiye de, kötüye de.

Miktar

Çok mutsuz olamazsın. Çoğu olmaz mutsuzluğun, derini olur. İçinde kaybolunacak kadar derini.

Durunca

Durdukça korktu. Korktukça sustu. Sustukça durdu. Gecenin karanlığına dönüştü sonra. Yıldızsız bir gece artık.

Katil

Bir aşkı öldürdü kadın. Susarak uzun uzun. Ve çevirerek başını. Ve dokunmayarak. Çırpındı adamın kalbi. Çırpındı. Çırpındı. Sonra öldü.

Gece

Sonra tüm düğümlerini çözdü adam. Kadının. Elleriyle. Tek tek.

Yanılgı

Tehlikeli olan sığ suya atlamak değil. Derin sandığın sığ suya atlamak.

Suskun

Sonra sustu. Söyleyecek sözü kalmadığında. Gösterecek gücü kalmadığında. Sustu. Susarak görünmez oldu. 

Diğer

Madalyonun daima iki yüzü vardır. Bir bakarsın bildiğin yüzünde değil diğer yüzündesin. Yıllar, yollar, insanlar sonra... Hayat öğretir ve hatırlatır. Daima.

Gerçek

"Büyü bozulur sonunda. Mutlaka. Bozulmak üzeredir tüm büyüler. O yüzden büyülü olana inanmam" dedi kadın. Büyücüye.

Bağımlı

"Uzun zaman oldu ben bunları bırakalı" dedi. "Neden bıraktın?" " Çünkü şarkılar, romanlar ve şiirler çoğaltır aşkı. Dayanamadım."

Yalnız

Bazen çok güzel oluyordu. Bunu ondan başka kimse görmüyordu. Çok üzülüyordu. Bazen çok güzel oluyordu manzara. Kimseye gösteremiyordu. Çok üzülüyordu. Bazen çok neşeli oluyordu şarkı. Kimseyle birlikte söyleyemiyordu. Çok üzülüyordu. Bazen çok güzel kokuyordu balkondaki mandalina ağacı. Ondan başka kimse bilmiyordu. Çok üzülüyordu.
Bazen çok seviniyordu. Kendi kendine.

Mümkün

Bir zamanın geçmediği görülmemiştir, bir de ölümün olmadığı. Mutlak üç gerçeğin ikisi budur, değişmez olan. Kalan ne varsa mümkündür, üçüncü gerçek de budur.

Uzak

Çünkü kimi zaman birini kendinden uzak tutmanın tek yolu onun sana yaklaşmasına izin vermektir.

Balık

Kavanozda balıksan gölün varlığını bilebilir misin?

Şans

Sıcak boğucu bir yaz gününde. Kayboldu. Bilmediği bir labirent şehirde. Her taraf duvar. Kapalı tüm kapılar. Tek renk gri. Yürüdükçe tükendi umudu ve arttı sıcakta susuzluğu. Sonra birisi bir kapı açıp su uzattı. Yetmedi elinden tutup denize giden yola çıkardı. O gün, o kapının ardından labirenti bilen bir dostun çıkması hayatın verdiği en güzel cevaptı. Yolu bulabilmek için önce kaybolmak gerekti. Anladı.

Strateji

Aklından geçeni sevdiğin birinin mesela...Öngörebilirsin. Kalbinden geçeni? Onu da belki. Peki tam köşeyi dönünce çarpışıp tanışacağını başka biriyle? Bunu öngörebilir misin?

Beklemek

Güneşli bir yazın hayaliyle geçirdi bütün kışı. Bekledi aylar boyu. Öldüğünde Nisan'dı.

Son

Yeni aldığın kitabın son sayfasını açıp okumak gibi. Bazen. Hayat. Öyküyü bilmesen de sonunu biliyorsun. Yine de okur musun?

Mahpus

Umutsuzdu. Kafesin içinde tükeniyordu ömrü. Dünyaya karışamadan. Kafesin kapısı açıldı sonra. Şaşırdı. Kapısı açık kafes, kafes olmaktan çıktı. Ama o cesaret edip açık kapıdan dışarı çıkamadı.

Teselli

Kimsenin geçmişten çıkıp gelmesi mümkün değildi aslında. Çünkü geçmişte bıraktığın yerde kalmazdı kimse.

Aniden

Uzun uzun düşündü. Rüyasında gördü bazen. İzledi uzaktan bıkmadan. O izlerken ve düşünürken ve dururken... Yoldan geçen biri, sırf canı öyle istedi diye uzanıp öpüverdi izlediğini. Hala düşünür. Olduğu yerde.

Sokakta

Gördü de görmemezlikten mi geldi? Yoksa hiç görmedi mi? Kimse bilemedi. Tek bildikleri yürüyüp gittiği.

Yoksun

Otogarlar, limanlar ve havaalanları. Adamın yalnızlığını en çok hatırladığı yerlerdi. Birinin de kendini karşılıyor olmasını hayal ettiği. Ve o hayalin hiç gerçekleşmediği. İşte bu yüzden, sevmezdi yolculuk etmeyi.

Zehir

Bazı adamlar ve bazı kadınlar...İçlerinde söyleyip de kurtulamadıkları cümlelerle yaşarlar. Durdukça mayalanıp zehire dönüşen sözcüklerle. İşte bu yüzden yazarlar. Çünkü yazmazlarsa yaşayamazlar.

İçinden

'İçinden konuşmaya başladıysan biriyle...Bil ki istesen de istemesen de kalbinde' dedi adam.

Sabah

"Dalgalı bir deniz bu karanlık boşluk" dedi kadın. "Etrafındaki ışıklar mutlu bir şehrin sokak lambaları" Kadın anlattı. Adam inandı. Geceydi. Karanlıkta kadının dediklerini görmek kolaydı. Sonra. Sabah oldu.

Bencil

Ne söylediklerinin bir anlamı vardı adamın, ne yaptıklarının, ne de yazdıklarının. İşte bu yüzden. Onu artık merak etmiyordu kadın.

Kabul

İçini acıttı duydukları. Sustu. İçini acıttı gördükleri. Sustu. Susunca kabullenmiş mi oldu?

Çaresiz

Senin aklının bile almadığını başkasının kalbi alıp kabul edebilir.

Kabul

Elini kalbine daldırdı adam. Kaburgalarının arasından tutup çıkardı atan kalbini. Elinde. Sıcak ve kanlı. Hiç acımadı canı. Elinde duran kanlı kalbini uzattı ve görmedi ya kadın. Kalbini yerinden söküp çıkartmaktan daha acıydı.

Kötü

En yakınındakinin bile içinde şeytanın varlığını sezdiğinde mi daha çok şaşırdı? Yoksa kendi içinde şeytanla karşılaştığında mı?

Hafıza

Bir şarkı çaldı sonra. Varlığını unuttuğu biri çıktı geldi içinde bir dehlizden. Gölgesi düştü kalbinin üstüne.

Keşke

"Yazmak için ve susmak için ilham verenler var hayatımda" dedi kadın." Sevmek için ilham verebilseydim keşke" dedi adam.

Yürümek

Uzanıp tuttu adam. Duramadı kadın. Durursa düşeceğinden korktu. Yürümeye devam etti o yüzden. Kadınla birlikte yürüyebilenler kaldı hayatında. Adam...

Ödün

"Denizkızı değilsen benzersiz de değilsin artık" dedi adam. Adamın yanında yürüyebilmek için vazgeçmişti oysa kadın denizkızı olmaktan.

Kuşbakışı

Uzaklarda anladı kendini daima. Çünkü yabancılar cesur olur her nedense. En çok kendilerine karşı.

Hayalkırıklığı

Yazılarına aşık olduğu yazarla tanıştı.

Laf

"Ne diyeceğini bilmediğinde sussaydın keşke" dedi adam. Çok geçti.

Boyut

Küçücüktü kalbi adamın. O kalbe sığamadı bir türlü kadın. Genişti kalbi diğer adamın, o kalbi de dolduramadı tek başına kadın.

Nirengi

Yaşayıp giderken kendi halinde. Bildiği bir sokakta bilmediği birini gördü bir akşam. Damarlarında kanın aktığını hissetti onu görünce.

Aşk

Korktu adam. Çok sıkarsa avucundaki kelebeğin ölmesinden. Açarsa avucunu kaçmasından. Korktu. Sevdiğini böyle anladı.

Hesap

O adama söyleyemediği ne varsa başka adamlara söyledi. Ona kızamadığı kadar kızdı. Onu öpemediği kadar öptü. Ona bakamadığı gibi baktı. Kadın hesabını böyle kapattı. Adamın hiç haberi olmadı.

Sardunya

Saksıdaki sardunyadan daha iyi bilebilir misin hayatı? Çiçekleri sararan, solan, dökülen ve her defasında yeni çiçekler açan sardunyadan. Çiçekleri kururken bile kökleri hiç durmadan büyüyüp toprağa tutunan sardunyadan. Daha iyi bilebilir misin hayatı? Biliyormuş gibi yapma o zaman.

Soru

Sevdiği için mi kaybetmekten korkuyordu, kaybetmekten korktuğu için mi seviyordu?

Karşılaşma

Öyküsü herkesin öyküsüne benzemezse diye üzülüyordu kadın. Öyküsü herkesin öyküsüne benzerse diye korkuyordu adam. Karşılaştılar.O kadar.

Nasıl?

Anlattı. Kalbinden ve aklından geçenleri. Sustu. İçinden geçen tüm sesleri ve sözleri. Yazdı. Bir cümleye bin anlam yüklemeyi deneyerek. Anlattı sonra yeniden. Sustu yeniden. Yazdı yeniden.
Bitti.

Anlatmak

"İzin verirsen kalbin aklından önce verir sana her sorunun yanıtını" demişti adam. Kalbine nasıl izin vereceğini bilmediği için yıllarca bekledi kadın.

Yol

Sonu için okuyorsan bu öyküleri. Hiç okuma.

Zaman

Sen dursan da dünya durmaz. Hep aynı yöne döner üstelik. Geriye dönmez.

Zengin

Ne teni pürüzsüz olduğu için, ne saçları beyazlamadığı için güzeldi yaşlı kadın. Güzeldi çünkü yaşayarak yaşlanmıştı.

Cesaret

"Neden atladın?" diye sordular. "Ölüp ölmeyeceğimi görmek istedim" dedi.

Deneyim

Aşkın ne olduğunu da ne olmadığını da sevdiği adamın çocuğunu doğurduğunda anladı kadın.

Yazık

Tarih sevip de kavuşamayan adamlarla kadınların öyküleriyle dolu. Ve de kavuşmak için bekleyen adamlarla kadınların öyküleriyle. O da kendini böyle bir öyküde sanıyordu. Sevdiği gibi sevildiğini hayal ederek kavuşmayı bekliyordu.

Dil

Anlaşmak için aynı dili konuşmak ne yeterlidir ne de gerekli.

Konum

Dünyanın neresinde durduğunu görebilmek için kendine dünyanın dışından bakman lazım. Yapabilir misin?

Uzay

Bir çemberin üstünde dönüp duruyor. Ne kadar yürürse yürüsün hep aynı yere çıkıyor. Bu çemberi kendisi çizmişti. Nasıl hatırlamıyor?

Anlam

"Bir ihtimalin ihtimal olarak kalması sukutu hayale dönüşmesine yeğdir bazen" dedi adam. "Korkuyorsun yani" dedi kadın.

Şarkı

Yalnızlığını herkesi sevdiğinden daha çok seven  bir adamı anlatıyordu, eski bir şarkıydı. Adam kendini bu şarkıdaki adam sanıyordu. Yanılıyordu.

Mutlu

Suskunluğu mutluluğuna işaretti. Suskundu, çünkü mutluluğu paylaşmak mutsuzluğu paylaşmaktan daha zordu. Senin mutsuzluğuna kendilerininkini anlatarak ortak olurdu insanlar. Ama mutluluğuna?

Şahit

Çocukluğuna şahit olanlar ölünce çocukluğu da ölür mü insanın?

Yoksa

"Görmeden, dokunmadan, kokusunu duymadan sevebilir misin ki birini?" dedi adam. "Seviyorum işte" dedi kadın. "Peki ya aslında yoksa sevdiğin?" Yoksaydı kadın son soruyu. Daha birçok soruyu yoksaydığı gibi.

Korku

Korktu. Söz vermekten. Söz verememekten. Karşısındakinin söz vermesinden. Söz verememesinden. Bugünden. Yarından. Büyünün bozulmasından. Aslında büyünün hiç varolmadığını anlamaktan. Korktu. Bir anda. Gözlerindeki özlem, dudağındaki gülümseme, sesindeki heyecan söndü korkunca. Bir anda. Hiç özlememiş, hiç gülümsememiş, hiç heyecanlanmamış gibi yaptı o da. Usulca sırtını döndü korkularına da, yaşadıklarına da.

Adam

Mutlu etmek istedi adamı. Çok mutlu etmek. Varlığı adamın hayatında bir yaz rüzgarı gibi olsun istedi. Güneşli bir günde serinleyebilmenin güzelliği gibi. Varlığı adama huzur versin istedi. Onun olduğu yerde evde hissetsin kendini. Varlığı adama cesaret versin istedi, hayatın geri kalanına dair. Varolmak istedi yani. Adamın hayatında. Sevdiğini böyle anladı. Adamla ilgili hayaller kurduğunda.

Çarpıntı

Onu düşününce kalbi heyecanla atan bir adam vardı. Heyecanla atan kalbinin ritmi sesine, yürüyüşüne, nefesine de yerleşen bir adam. O ritim kadının sabahlarını aydınlık, günlerini neşeli, gecelerini tutkulu yaptı. Adamın gördüğü bildiği en güzel adam olduğunu sandı. Adamı güzel yapan kadına karşı duyduğu bu heyecan mıydı?

Kırık

Kırık bir plak gibi tekrar ettiği için kadın hep aynı teraneyi...Dayanamadı düşürüp kırdı adam, kadının ellerine verdiği camdan kalbini.

Yanlışlıkla

Akıp giderken yolunda... Yanlışlıkla söylenen bir cümle durdurdu, hayatı da konuşmayı da. Çünkü gerçek, en çok yanlışlıkla söylenen cümlelerde saklıydı. Bunu biliyordu anlatan da.

Ölüm

'Aşık olduğum ölse yas tutardım' dedi. 'Ama aşkım öldü. Ne yapacağımı bilmiyorum şimdi.'

Son

Yazın bittiğini üşüdüğünde anladı. Sevmediğini özlemediğinde anladığı gibi.

Kayıp

Sustu. Kendine verdiği sözleri tutamamanın yılgınlığıyla. Söylediği gibi olamamanın sıkıntısıyla. Sustu. Çünkü artık ne söylese yalandı.

Mahkum

Adamın cezası aşkını hoyratça kaybettiği kadının gözlerine her gün bakmak, ama ona dokunamamaktı. Kadının cezası aşkından vazgeçerek cezalandırdığı adamın gözlerine her gün bakmak, ama ona dokunmamaktı. Aşkları zindanları ve sığınaklarıydı.

Geç

Zaman geçti sonra. Sessiz. Habersiz. Sözsüz. Zaman geçti. Bir yılbaşı akşamı yeni bir aşka cesaret edip çıkarken evinden...Bir zarf getirdi kurye. Küçük bir kart. Tek bir cümle. "Çok mu geç kaldım?"

Güzel

Ne kadın dünyanın en güzel kadınıydı, ne de adam dünyanın en güzel adamı. Ama adamın kadına, kadının adama bakışı... Dünyanın en güzel bakışıydı.

Soru

Dünkü mutluluk için bugünkü mutsuzluğa değer mi?

Büyü

"Büyü var mı?" diye sordu yaşlı adama. "Var" dedi adam. "Hayali hakikate dönüştüren büyüdür. Ama bil ki hayal hakikate dönüştüğünde yok olan da büyüdür"

Payda

Mutluluğu paylaşmayı beceremediler. Bir mutsuzlukta ortaklar şimdi.

Veda

Hayallerine ortak olan kadın, hayatına ortak olamadığı için gitti adam.

Sonra

Cennete inanmak istedi. Sırf yokolmasın diye sevdikleri.

Hiçlik

Ne geçmişteki varlığına sevindi onun. Ne de bugünkü yokluğuna üzüldü. Uyanıp da hatırlamayınca rüya da kabus da birdi. İkisi de hiçti.

Tuzak

Kendine en büyük tuzağıydı içindeki ümit.

Söz

"Hep seveceğim seni" dedi. "Nasıl verebilirsin ki böyle bir sözü? Yarını nasıl bilebilirsin ki?" diye sordu karşısındaki.

Hiçlik

Artık sevilmediğini unutmak için. Artık sevmediğini göstermek için. Attı, ondan geriye kalan neredeyse her şeyi. Bir zamanlar sevildiğini hatırlamak için sakladı, onun okurken kenarına notlar yazdığı  kitabı. Oysa ölmüş bir aşkın anısını hiçbir sözcük kurtaramazdı.

Af

'Mutsuz uyanmaktansa birlikte bir sabah daha, sensiz uyanmayı seçiyorum' yazdı kadın. Gitti. Uyanıp okudu adam. Anlamadı. Affetmedi. Vazgeçmek en cesur seçimdi. Bilemedi.

Bilgi

Biliyordu bu öyküyü. Başını. Sonunu. Bedelini. Biliyordu. Yaşayıp içinden geçmişti. Ama durduramadı karşısındakini. Herkes kendi hatasını yaparak öğrenirdi.

Karşılaşma

Yanıldı bir an, yıllar geçmemiş sandı. Oysa yalanı olmayan tek şey zamandı.

Dar

Dünyanın herkese yetecek kadar büyük olduğunu anladığında kaçarak tüketmişti bir ömrü.

Mektup

"Bilmesem severdim hala" yazdı kadın. "Ama biliyorum şimdi. Aklından geçeni. Kalbinden geçmeyeni. Karmaşık göründüğünü. Basit olduğunu. Tanıdıkça silikleşen bir ruhu sevemem ki" Rulo yaptı mektubu. Şişenin içine yerleştirdi. Bıraktı şişeyi. Adamın evinin önünden. Denize. Adama ilk mektubuydu.

Boşuna

"Eğer değiştirmeyecekse sonucu, neyin neden olduğunu bilmenin faydası var mı?" diye sordu kadın. "Yok" dedi adam. Şaşırdı bilmek istemeyen bir kadının varlığına.

Parça

Onlarca doğru tek bir noktada kesişti uzayda. Her birinin nereden gelip nereye gittiğini bilen tek bir nokta. Hepsinin sırdaşı ve aslında hepsinin bir parçası.
Uzun zaman olmuştu, sarışın genç kadın aslında bir nokta olduğunu anlayalı.
"İnsan, kirli bir nehirdir. Kirli bir nehri, kirlenmeden içine alabilmen için deniz olman gerekir."
Nietzsche- Böyle Buyurdu Zerdüşt

Kumru

Bir kumru kondu pencerenin pervazına. Evin içine girdi girecek. Gözlerini kocaman açıp baktı kumruya küçük kız. Ne yapsa bilemedi. "Haber var" dedi dedesi. "Bir haber, bir sevdiğimizden. Bu kumru onun müjdecisi"
Bir kumru şimdi başka bir pencerede. Dedesi yok. Genç kadın şaşırınca hala kocaman açıyor gözlerini. "Bir haber var" diye düşünüyor. " Bir sevdiğimden"

Unutamamak

"Sevinecek beni görünce" diye düşündü. Kapıyı çaldı. Kimse açmadı. Kapının ardındaki artık yoktu. Unutmuştu.

Kalmak

Kızgındı. Kırgın. "Keşke ölseydin" dedi. Oysa sevilirken ölenler, geride kalanın ömrü boyunca özlenirdi. Ve özlemek en derin acıydı. Bilemeyecek kadar gençti.

Katmer

O kadar çok ölüm gördü ki üst üste. Her biri bir başka sevdiği. Acı katmerleşti yüreğinde. Acı hiç katmerleşir mi?

Koridor

Hastanenin koridorinda, yan yana iki koltukta. Birbirini tanımayan iki kadın. Ağladı sessizce. Doğuramadığı için biri, doğuracağı için diğeri.

Karşılaşma

Kötü sözler hiç söylenmemiş gibi. Kalpler kırılmamış, akıllar şaşmamış gibi. Zaman silmiş tüm öfkeli fotoğrafları. Geriye tanıdık bildik bir yüze duyulan yakınlık kalmış sadece. Şimdi. Tam da burda. Kadınla adam karşı karşıya. Durmakla gitmek, selam vermekle vermemek arasında.

Ortak

İki kadındılar. İlk bakışta birbirine hiç benzemeyen. Biri anlatmıştı hikayesini. Diğeri anlatmamıştı. Anlaşılmak için anlatmasına gerek yoktu. Çünkü aynı hikayenin içinden geçen kadınlar birbirlerini daima bulup anlarlar.

Yabancı

"Tanıdıkça daha çok seversin hani. Daha içten. Bilerek ve isteyerek. Tanıdıkça daha yakın hissedersin" dedi kadın. "İşte öyle olmadı. Tanıdıkça daha yabancı oldu bana. Tanıdıkça daha uzak hissettim. Daha fazla tanımak, bilmek istemiyor kalbim"

Tesadüf

Geceydi. Kalabalıktı sokak. Yan yana geçtiler farklı yönlerden gelip. İki kadın. Aynı adamı sevdiklerinden habersiz. Geçip gittiler. Farklı yönlere.

Kabul

"Yas bu" dedi adam. "Tek sorun, ölmemiş olması yasını tuttuğumun. Bu yüzden kabullenemeyişim"

Dilek

Gözlerinin içine baktı kadının. "Çok özlesin beni" dedi içinden. "Bu anı hep hatırlasın"
Hatırladı kadın sonra. Özledi de. Ama sevmedi.

Hikaye

Sonunu bilmediği için yazamadığı bir hikayesi vardı. Öğrendi. Yazıyor şimdi.

Zaman

Haftalar, aylar, yıllar sonra karşılaştıklarında. Gözlerinde hala kendisini görecek olmanın güveniyle baktı kadına. Yanılarak öğrendi bir kez daha.

Nokta

Sesini duydu. Yüzünü gördü. Sevinmedi. Üzülmedi. Bir yabancı bile değil sanki karşısındaki. "Bu muydu yani? Sevmişim ben bunu ve özlemişim öyle mi?" Garipsedi kendini.
Bir martı uçtu sonra. Kalbi çarptı mutlulukla. Martı adamın uyandıramadığı tüm duyguları uyandırdı kadında.
Sonrası... Keşfetmek için bakmak yeniden dünyaya.

Ortak

Birini bıçakladı katil. Uzanıp aldı bıçağı katilin elinden. Sildi. Sakladı.
Cinayeti o işlemedi. Masum mu öyleyse?

Yok

Fotoğraflara baktıkça inceldi dudakları. Çizgiye dönüştü. Büyüdü gözleri. "Birini özlemenin bin yolu var" dedi. " Özlememenin bir yolu var mı?"

Avlu

Her sokağı birbirine benziyordu kentin. Dar. Beyaz. Taş. Birbirine benziyordu renkli kapılar. Ama kapıların ardındaki avlular... Her biri başka bir sürpriz.
Kapıların ardındaki avlular. Adamlar ve kadınlar içlerinde. Adamların ve kadınların içinde. Avlular.

Donmak

Buz gibi hissetti. Donmuş, saydam. Buzun kendisi üşumezdi. Ama buza dokunan...

Geç

"Bir mutsuzluğu ne kadar sürdürebilirsin?"
"Bir ömür"
"Sen kendin için tehlikelisin"

Karar

"Sevmeye karar verebilir misin? Karar verdiğin için birini sevebilir misin?" diye sordu. "Ben sevdim" diye yanıtladı kendi sorusunu. "Ondandır şimdi kolay vazgeçişim"

Sürpriz

Tesadüf diye birşey yoktu. Telefon tam çalması gerektiği anda çaldı. Adamın sesini tam duyması gerektiği anda duydu. Şehir daha güzel bir yer oldu. Ahizeden hayata umut aktı.

Unut

"Herşeyi hatırlıyor olmak benim lanetim" dedi. Unutmak için başka bir kadını öpmesinden önceydi.

Terk

Her köşebaşından "Acaba karşıma çıkar mı?" düşüncesiyle dönüyordu kadın. Her yanından geçene onu görmekten korkarak ve onu görmeyi umarak bakıyordu. "Belki beni görüyordur uzaktan" diye düşünerek yürüyordu. Adamın semtindeydi, ama adam o semti bırakıp gitmişti. Bilmiyordu.

Bencil

"Neden?"
"Kendi sınırlarımı görmek için sanırım"
"Ama test ettiğin benim sınırlarım."

Yarım

Yarımada gibiydiler birlikte. Ne ada, ne de kara.

Seçim

"Kalbimi çıkarıp eline verdim. Sana emanet ettim. Ve sen duvarlara çarptın kalbimi. Yere atıp çiğnedin" dedi. Karanlıktı gözleri. İnanmaz bakıyordu. Bir kabustan uyanmak ister gibi.
"Vermeseydin" dedi karşısındaki. "Vermeseydin" Sırtını dönüp gitti.

Mutlu

Son kırk yılın en sıcak gününü yaşıyordu şehir. Akşamdı. Trafik tam bir keşmekeşti. Şehirliler hep beraber çıldırmak üzereydi. Ama adamın umrunda değildi. Ritm tutuyordu direksiyonda. "Sana yemek yapıyorum, gel" demişti kadın. Hayatı güzelleşmişti. O bu şehrin en mutlu adamıydı şimdi.

Neden

"Razı oldum ben" dedi. "Beni sevmeyen birine. Razı oldum" Susup derin bir nefes aldı. Ağlamamak için. "Razı oldum. Ondandır şimdi neden diyemeyişim. İtiraz edemeyişim. Bunu kendime ben yaptım"

Belki

Şiir yazıyormuş adam. Onu düşünerek de yazar mı acaba? Söyler mi onu düşünerek bir şiir yazarsa? O gidince peki? Kendilerine yazıldı zanneder mi başka kadınlar o şiiri?

Sonra

Küçüktü. Küçük ve aydınlık. Ağaçların arasından gökyüzüne bakan bir balkon. En çok balkonunu sevmişti evin. En çok gözlerini sevmek gibi bir adamın. Sardunyalar aldı balkona. Bir de beyaz koltuk, balkon kadar küçük. Kıvrılıp kitabını okuyacağı akşamları.Beyaz saksılarda mutlu oldu sardunyalar. Beyaz koltukta çok mutlu oldu kadın. Bir adamın en çok gözlerine bakınca mutlu olmak gibi. Ara ara geçiyor o evin önünden hala. Arkada avlunun üstünden gökyüzune bakan bir balkonu var biliyor. O küçük balkonu özlüyor. Kaybolmuş bir adamın gözlerini hala özlemek gibi.

İlk Gün

Gün uzadı sanki. Hayat yavaşladı. Büyük bir boşluk, içinde. Ne yapacağını bilmeme hali. Kaybolmuşluk duygusu. Kendi evinde yabancı."Ne yapsam bu akşam?" diye düşündü. "Sahi ondan önce hayat nasıldı? Ne yapardım ben akşamları?"

Açık

"Belki de ortada anlaşılacak bir şey yok" dedi adam diğer adama. "Nasıl yani? Hiç mi gizli anlamı yok bu yaptıklarının, yapmadıklarının, söylediklerinin, söylemediklerinin?" "Yok belki de" dedi adam. "Her şey sadece göründüğü, söylendiği gibi. O kadar. Bu kadına ilişkin bir giz yok" Hikayeyi çözmüş olmanın güveniyle gülümsedi.

Olmak

"Gitmek için yollara düşmene gerek yok, biliyorsun değil mi?" dedi yaşlı adam. Biliyordu kadın. Ama bildiğini yapamıyordu. Bir gün, bir yolun sonunda yaşlı adam gibi olabilmeyi diledi. Bildiğini yapabilmeyi, bilmediğinde kabul edebilmeyi.

Yabancı

Uzağa gitti kadın. Yabancı olmaya. Dilini bilmediği bir yere. Sokaklarını bilmediği. Onu bilmedikleri bir yere.
Uzağa gitti kadın. Kendine ve adama uzaktan bakmaya. Yakından bakınca göremediklerini görmeye.
Uzağa gitti kadın. "Uzaklara giden değişmeden dönemez" dedi adam gittiğini duyunca kendi kendine.
"Sen Leyla değilsin" dedi Mecnun
Kavuştuğu andı
Çıldırmış sanıldı

Gülten Akın

Akıl

"Akıl yürütmek gerçeğin üstünü bir örtü gibi örtebilir" dedi yaşlı adam. "Peki ne yapacağım gerceği anlayabilmek için?" dedi genç kadın. "Aklın anahtarını çevireceksin kilidinde ve kilitleyeceksin onu. Gerçeği kalbinde sezene dek"
Denedi kadın. Sezebildi mi gerçeği? Bir kendisi bir de Tanrı bilir.

Dost

"Su yolunu bulur" dedi adam.
Kalpten severdi kadını. Başka bir zamanın varlığını hatırlatıyorlardı birbirlerine. Çocukluğun, gençliğin. Başka sevinçlerin ve kaygıların. Hepsinin gelip geçtiğini hatırlatıyorlardı. Bu ânın da geçeceğini. Sustular. Güldüler. O kadar. Tüm bunları anlamak ve anlatmak için konuşmaya gerek duymayanlardandılar.

Karşılıksız

Bekledi kadın. "Gel" demesini, "gitme" demesini... Adam da bekledi, kadının beklememesini.

Koşulsuz

Hiçbir şey gelmiyordu elinden adamın. Gözyaşlarına kıyamadığı tek kadın ağlıyordu karşısında çaresiz. Sustu adam. Soru sormadı. Ve aslında elinden gelenin en iyisini yaptı.Uzanıp elini koydu kızının omzuna. Birlikte sustular. Gözyaşları bitene kadar.

Onlardan Biri

Rafın önünde durdular. Parfüm şişeleri, farklı farklı. Uzanıp birini aldı kadın. "Bunu denesene" dedi. "En sevdiğim". Denemedi adam. Almadı o parfümü. Kim bilir hangi tende sevmişti kadın o parfümü? Kim bilir hangi tende seviyordu?

Yara

Çünkü kadınlar bir yarayı iyileştirmekte olduğu gibi derinleştirmekte de ustadırlar. O yüzden birbirlerinden korkarlar.

Dil

'Olur' dedi kadın. 'Üzüldüm olmaz demene' dedi adam. Aynı dilde konuşan iki insan birbirini nasıl anlayamazdı?

Gerçek

Uzaktan sevdiği genç bir şair vardı kadının. Adamın sözcüklerine ve tutkusuna hayrandı. 'Beni sevsin isterdim' dedi diğer kadına. 'Farkıma varıp bu şiirleri bana yazsın' Oysa güzel şiir yazardı, ama güzel sevemezdi adam. Sevdiği tüm kadınları ağlatırdı.

Yanlış

Üzüldü kadın.
Söylenebilecek en dokunaklı cümleyi söylüyordu adam ona. Sevilebilecek en güzel şekilde seviyordu. Ama istediği adam o değildi. Bilmiyordu.

Mümkün

'Birini ne kadar düşünebilirsin?' dedi adam diğer adama. Bir çift boş bakış oldu aldığı yanıt. 'Uyanık olduğum her an onu düşünüyordum. Ve uyurken de rüyamda onu görüyordum. Mümkün mü böylesi?'
Aldırmadı diğer adam. Çünkü mümkün değildi.

Sabah

Kimi şehirler sadece gece güzeldir. Sabah olunca kaybolur büyüleri. Kimi şehirler sadece gündüz güzeldir. Akşam olunca silinir sesleri. Kimi şehirler gece başka güzeldir, gündüz başka. Her sabah ve her akşam şaşırtırlar içindekileri.
Kimi adamlar... Kimi kadınlar...

Merak

Bilmekten yorgundu kadın. Hiç bilmediği âna geri dönmek istedi. Adamın gözlerine bilmeden baktığı âna. Merak ve heyecanla. Artık çok geçti. Çünkü akıl unutabiliyordu öğrendiğini, ama kalp taşıyordu bir köşesinde cam kırığı gibi.

Söz

Cami avlusunda. İki alyans vardı sol elinin yüzük parmağında. Biri kendinin, diğeri musalla taşında yatanın. Hayat arkadaşlığına dair verilen söz, bir hayatın bitmesiyle bitmişti. Dünyanın tüm acısı geriye kalanın omuzlarındaydı şimdi.

Kapı

Serin bir avlu mu var bu kapının ardında? Aydınlık bir bahçe mi? Sadece loş bir ev mi? Kapıyı çalmadan bilmek mümkün mü? Çalarsan içeri girmek mümkün mü?

Şaşkın

Uzaklardandı adam. Kadının yaşamadığı bir denizden ve topraktan. Bilmediği bir dilden. Ne yapsa başkaydı ve bu yüzden aşık olunasıydı. Aşk merakla başlar öğrenmekle biterdi, kadının bilgisi buydu. Bilmediği bir denize atlar gibi bıraktı kendini. Ve öğrendi. Ve öğrendikçe daha çok sevdi. Ne kadar öğrense de hep biraz yabancı kaldı adam. Kadın bunu da sevdi.
Bitmedi. Her sabah adamı hala yanında bulmanın şaşkınlığıyla uyanıyor kadın şimdi.

Doğru Zaman

Daha önce karşılaşabilirlerdi ya da daha sonra. Ama öyle olmadı. Çünkü her karşılaşma tam olması gereken zamanda gerçekleşir aslında. Karşılaşanlar bunu bilmese de.